Amerika

Facebook’un bilinmeyen gerçekleri


İlginç gerçekler…

Dünyanın en büyük sosyal ağının, PayPal kurucularından Peter Thai’nin verdiği 500.000 dolar ile kurulduğunu biliyor muydunuz? Ama durun dahası var…

Facebook kurulduğu zaman ConnectU tarafından dava edildi. Fikir hırsızlığı davası tarafların kendi aralarında para konusunda anlaşmasıyla tamamlandı.

Böylece büyüyen Facebook’a günümüzde 400.000.000 insan giriyor. Ayda en az bir kez siteye giren kullanıcıların yarısı hergün Facebook’ta. Kullanıcıların yüzde 30’u Amerika’da ama örneğin Danimarka nüfusunun şaşırtıcı bir oranla yarısı Facebook kullanıyor.

Şaşırtıcı rakamlar
Fiyatı inanılmaz

Dünyada Google’dan sonra en çok ziyareti alan site olan Facebook’un büyüyeceğini Zuckerberg çok önceden biliyordu. İşte bu yüzden 2006 yılında Yahoo’nun 1 milyar dolarlık teklifini geri çevirdi. 2009’da Facebook’un fiyatı 4 milyar dolara çıktı, 2010’da ise 7.9 ila 11 milyar dolar arasında bir değere sahip.

Facebook’ta ortalama arkadaş sayısı 130, aktif uygulama sayısı 550.00’den fazla ve insanlar toplam 8.3 milyar saati bu sitede geçiriyor. Bu yükü 10.000 sunucu sırtlanıyor ve giderleri 100 milyon doları buluyor.

Geliri ise 2007’de 150, 2008’de 300, 2009’da 600-700 milyon dolar, 2010 yılı tahmini 1 milyar dolar oluyor. Bu gelirin kaynağı ise reklamlar.

Efsane yazılımın kesin sonu!

Efsane yazılımın kesin sonu!PC kullanıcılarının vazgeçemediği bir yazılım daha tarih sayfalarındaki yerini almak üzere…

İndirilen dosyaları LimeWire’ın boyunu fazlaca aşabilir…
Korsanın önemli kalelerinden LimeWire için kötü haber New York federal mahkemesinden geldi. Mahkemenin verdiği karara göre LimeWire’ın P2P dosya paylaşım yazılımdanki arama, indirme, yükleme ve paylaşma özellikleri durduralacak.

Mahkeme, LimeWire’ın karara uygun davranması için 14 günlük bir süre verirken, şirket için açıklama yapan bir konuşmacı, bunun LimeWire’ın kapanması anlamına gelmediğini, yalnızca P2P yazılımını desteklemesinin durdurulacağı anlamına geldiğini söyledi. Konuşmacının da dediği gibi bu olay, şirketin daha önceden açıkladığı kayıtlı kullanıcı sistemine geçmesine engel değil.

Amerika’daki müzik telif haklarını koruyan RIAA için bu sonuç kuşkusuz büyük bir başarı. LimeWire’dan paylaşılan milyonlarca dosyadan, müzik piyasasına ne kadar zarar geldiğini hesaplayacak başka bir mahkeme ise Ocak ayında açılacak. Belki bu karar değil ancak LimeWire’a kesilecek ceza maddi açıdan şirketin sonunu getirebilir.

Oğuzhan Yener – Zamerra.blogspot.com

Garmin-ASUS’dan ilk Androidli Cep telefonu geliyor

Garmin&ASUS, bu bahar, ilk Android destekli akıllı telefon A50 ile Amerikan Telekom şirketi T-Mobile ile partnerlik kuracağını duyurdu. Garmin’in navigasyon deneyimi, ASUS’un yenilikçi teknolojileri ve T-Mobile’ın kablosuz iletişim hizmeti sayesinde Garmin&ASUS A50 ile kullanıcılarına mümkün olan en iyi konum tabanlı servis (LBS) deneyimi sunmayı hedefliyor.

Garmin&ASUS A50, diğer hiçbir akıllı telefon veya navigasyon cihazının tek başlarına sunamayacağı deneyimleri bir arada tek bir pakette sunabilen cihaz” olduğunu söyleyen T-Mobile Ürün İnovasyon ve Pazarlama’dan sorumlu Başkan Yardımcısı George Harrison, “T-Mobile müşterileri A50 ile birlikte, giderek karmaşıklaşan hayatlarını kolaylaştıracak akıllı telefon ve Garmin navigasyon sistemini tek bir cihazla halletmiş olacak” diyerek sözlerini tamamladı.

Entegre navigasyon yetenekleri

Garmin&ASUS Android tabanlı A50 ile sadece daha geniş bir ürün yelpazesi sunmuyor, aynı zamanda entegre navigasyon ve konum tabanlı hizmet (LBS) fonksiyonunu beraberinde sunuyor.

Android veya Windows Mobile işletim sistemi, tercihi ne ne olursa olsun kullanıcılar Garmin&ASUS akıllı telefonlar ile en iyi ve en kapsamlı navigasyon ve konum tabanlı servis deneyimini elde edeceklerdir” diyen Lin, 2010’da Amerika, Avrupa, APAC ve Çin pazarına daha fazla cihaz sunmayı planladıklarını, böylece kullanıcılar için daha fazla akıllı telefon seçeneğine sahip olacağını belirtti.

Haber – Amerikan kütüphaneleri iPod da

Yetkililerin ilgisizliği ve insanımızın göz yaşartan okuma sevgisinin birleşerek tozlanmaya terkettiği ya da açılmış gibi yaparak kapalı tutturduğu kütüphaneler, yurt dışında dijital çağa geçti bile.

Amerika’da bulunan Phoenix şehri kütüphanesinin başlattığı bir uygulamayla, kütüphane üyeleri tüm bilgisayarlardan kütüphanenin dijital arşivine erişebiliyor. Kütüphane kartı vasıtasıyla üye olduğunu kanıtlayan kullanıcılar, arşivdeki e-kitap, sesli kitap, albüm, film ya da Müzik dosyalarıni ücretsiz olarak bu bilgisayarlara indirip, oradan da müzikçalarlarına ya da tablet bilgisayarlarına ya da her ne kullanıyorlarsa ona aktarabiliyorlar. Ödünç süresine göre iki ya da üç hafta indirildikleri yerde kalan dosyalar, bundan sonra kendi kendilerini imha ederek hem telif olayından yırtıyor, hem de kütüphaneye iade derdinden kurtarıyorlar

Haber – Amerikan kütüphaneleri iPod da

BlackBerry Curve 8530 Pembe

BlackBerry‘nin son dönemdeki popüler modellerinden olan Curve 8530, pembe renk seçeneğiyle satışa sunuluyor.

Amerika’lı GSM operatörü Telus, BlackBerry‘nin Curve 8530 model cep telefonunu pembe renk seçeneğiyle satışa sundu.

BlackBerry Curve 8530‘un özellikleri:

#3.2 inç 320 x 240 piksel ekran

#QWERTY klavye

#2 MP kamera

#A-GPS desteği

#Wi-Fi

#Bluetooh

#32 GB’a kadar microSD kart desteği

Pembe BlackBerry Curve 8530, 3 yıllık sözleşme ile 49.99 Dolar, 2 yıllık sözleşme ile 249.99 Dolar, 1 yıllık sözleşme ile 299,99 Dolar ve sözleşmesiz olarak 349.99 Dolar fiyat etkiketleriyle satışa sunulacak.

Ayrıca satın alınan herbir Pembe Blackberry Curve 8530‘un 25 Dolar’lık kısmı Meme Kanseri Araştırmaları için bağışlanıyor.

Work & Travel

Work & TravelÜniversite öğrencileri için Amerika rüyası ulaşılması zor bir hayal değil. Work & Travel programı, 18-25 yaşları arasındaki gençlere Amerika’ya gidip dil öğrenirken para kazanma olanağı sunuyor.
Work & Travel, 4 yıllık üniversitelerin hazırlık, 1, 2 ve 3. sınıf öğrencilerine açık bir program. Ayrıca yüksek lisans öğrencileriyle 2 yıllık fakültelerin 1. sınıf öğrencileri de programdan yararlanabiliyor. Program kapsamında yaz döneminde 2-4 ay arası bir sürede Amerika’da çalışıp konaklamak mümkün kılınıyor; böylece hem Amerika tatil mevsimi ortaya çıkan personel eksikliğini gideriyor hem de öğrenciler yaz tatillerini Amerika’da para kazanarak geçirmiş oluyorlar.
Bu programı bize sunan acentelerin özellikle üstünde durduğu bir nokta var, bu da programın sadece para kazanma veya sadece gezme – eğlenme programı olmadığı. Work & Travel’a katılanlar günde yaklaşık 8 saat çalışmayı kabul ettiği için işin “travel” kısmı artan zamana kalıyor, aynı iş hayatında olduğu gibi. Yani tam bir tatil etkinliği değil ama avantajlarının çoğu da bu özelliğinden geliyor. Amerika’da yaz boyu kalıp İngilizce geliştirmek bu sayede masraflı olmaktan çıkıp ekonomik açıdan kazançlı bir hale geliyor. Bu dönemlerde aynı programa katılan dünyanın dört bir yanından gelmiş öğrencilerle beraber çalışma olanağının sunulduğunu da unutmayalım.
Nasıl katılacaksınız?
Programa katılmak için öncelikle Work & Travel programıyla ilgilenen bir acenteyle iletişime girmek lazım. Türkiye’de bu hizmeti veren bolca şirket var, fakat tavsiyemiz güvenilir ve kapsamlı destek veren bir firmayı seçmeniz. Program için üniversitede az önce saydığımız uygun sınıflardan birinde olmanız ne yazık ki yeterli değil; çünkü Amerika Konsolosluğu gerekli J-1 çalışma vizesini 4 üzerinden en az 2 not ortalamasına sahip öğrencilere veriyor. Fakat bu, 2’den düşük not ortalamasına sahip kimsenin kabul edilmeyeceği anlamına gelmiyor, 2’den yüksek herkesin kabul edilmediği gibi. Aslında böyle durumlarda iş yapılan mülakatlarda bitiyor.
Work & Travel’a katılmak için tamamlamak gereken birçok evrak ve bolca iş var, bunları halletmenizde tercih ettiğiniz firma size yardımcı olacaktır. İş konusunda ise iki temel seçenek var; iş olanağını kendi imkânlarınızla ayarlayabilir veya acentenin seçeneklerinden birini tercih edebilirsiniz. Kendi işinizi bulduğunuz program doğal olarak daha ucuz oluyor. Her iki seçenekte de erken davranan bulduğu işi kaptığından kayıtları erken yaptırmakta fayda var.
Work & TravelYapabileceğiniz işler ise geçici işçi ihtiyacı duyulan alanlardan seçilmiş. Mesela eğlence merkezi çalışanı, fast food restoranı çalışanı, kasiyer, cankurtaran, garsonluk, pizza dağıtım elemanı, otel çalışanı gibi seçenekler var. Üniversite öğrencileri için yapılan bir programda öğrencilerin ileride pek tercih etmeyeceği işler gibi gözükse de aslında amacın ekonomik bir şekilde başka bir kültürde tecrübe edinmek olduğunu unutmamak lazım.
Kazancımızın ne kadar olacağına gelirsek bu konuda da birden çok olasılığın olduğunu görüyoruz. Amerika’da ücretlendirme saat üzerinden hesaplanıyor ve saat başı ücret 6$ ile 13$ arasında değişiyor. Bunda önemli etkenler işin özellikleri (işin ağırlığı, kalitesi, yoğunluğu) ve kalınan eyaletler. Mesela New York gibi zengin bir yerde asgari ücretler doğal olarak diğer eyaletlerdekinden daha yüksek, fakat hayat da daha pahalı olduğu için fazladan bir kazanç elde etmek zor. Daha çok para kazanmak için Alaska gibi fazla mesai yapmaya izin veren ve nispeten zor işlerin bulunduğu yerleri seçebilirsiniz.
Work & TravelNerede konaklayacaksınız?
Bir diğer önemli konu ise konaklama. Bazı programlar konaklama garantili hizmet sağlarken bazıları ise sadece konaklama seçenekli oluyor. Bu da konaklama sorununuzu kendi başınıza halletmeniz gerektiği anlamına geliyor. Kalacak tanıdık bir yeriniz olmadığı sürece bu iş hayli zor ve riskli. Bu yüzden konaklama garantisini seçmek daha pahalı olmasına rağmen daha mantıklı. Bazı işler konaklamayı size sunabilirken (oteller gibi) başka yerlerde oda tutmak zorunda kalabilirsiniz.
Amerika’ya bu yolla çalışmaya gidenlere verilen ilk tavsiyelerden biri oraya hangi konumda gidildiğinin unutulmaması. Oraya gidince bir turist gibi değil bir işverenin çalışanı gibi davranmak gerekiyor. Verilen işin hakkıyla yerine getirilmesi her çalışandan beklendiği gibi elbet Work & Travel kapsamında gelen öğrencilerden de beklenecektir.
Çalışma döneminizin sonunda ise Amerika’da bir ay daha kalıp kazandığınız parayı gezip harcayabilirsiniz. Böylece en fazla 4 ay olan çalışma sürenizin üstüne 1 ay daha ekleyip Ekim ayında da Amerika’da kalabilirsiniz.
Finansal meseleler
Work & Travel programının bize ne kadara mal olacağı tercih edilen şirkete göre değiştiğinden kesin bir rakam vermek zor; fakat ortalama 2500$’ı gözden çıkarmak gerek. Bu fiyatın içine vize, uçak bileti gibi fazladan harcamalar da katılmış ama Amerika’da ilk 1-2 hafta maaş alınamayacağından katılanların yanında harçlık götürmesi gerek.
Kazanabileceğimiz parayı kabaca hesaplayalım; mesela saati 8$’dan haftada 40 saat çalışacağınız bir işte 2 ayda harcamalarınızı çıkarabilir, hatta üstüne biraz para da biriktirebilirsiniz. Daha uzun süreli veya fazla mesaili bir işle bolca para kazanıp Türkiye’ye dönebilirsiniz.
Work & TravelWork & Travel’dan yararlanmak isteyenlerin dikkat etmesi gereken ilk şey ise erken davranmak. Yaz gelmeden aylar önce yaptıracağınız ön kayıtlar hem acentelerden indirim kazanmanızı hem de istediğiniz yer ve işe ulaşmanızda kolaylık sağlayacaktır. Kayıt işlemlerinizi hallettikten sonra tedbirli olmanız gereken en önemli konu ise işimizi sağlama almak. Gitmeden önce kalacağınız yeri ve çalışacağınız iş yerlerinin müsait olup olmadığını onaylamak potansiyel sorunları ortaya çıkmadan yok edecektir. Yoksa talihsiz Work & Travel mağdurlarından biri olabilirsiniz. Tabii bu konuda başka bir önemli nokta da acentenin güvenilirliği.
Sonuç olarak Work & Travel, iyi bir planlama ve düzgün bir programla yaz tatilini geçirmek için eşsiz bir fırsat. Eğer siz de yazın yan gelip yatmak yerine Amerika’da kendi paranızı kazanarak eğlenmek isteyen bir üniversite öğrencisiyseniz böyle mantıklı bir fırsatı değerlendirebilirsiniz.

Bu “@” de nedir?

@, bir İnternet simgesi, Türkçede “yaklaşık olarak eşit” ve “kuyruklu a” olarak adlandırılır ve “et” olarak telaffuz edilir. İnternetle beraber günümüzün en çok kullanılan sembollerden biridir.
1674’de İsveç mahkemesi ile “magistrate” arasındaki bir protokolde Fransızca’daki “à” sesini veren harfin yerine “@” işaretinin kullanıldığı görülmektedir.
Bu işaret klavyede Q tuşu (F klavyede F tuşu) ve ALT GR veya ctrl ve alt tuşlarına birlikte basılarak ya da ALT tuşuna basılı tutularak nümerik klavyeden 64 rakamı girilerek yazılır. En yaygın kullanıldığı yer e-posta adresleridir, kullanıcı ve elektronik postanın gideceği posta sunucusunun adlarının birbirinden ayrılmasına yarar.
Konuşma diline ingilizcedeki anlamıyla “et (at) işareti” olarak geçmiştir. İngilizce’de bir adresin bulunduğu sunucuyu bildirmek anlamında “ismim@xsunucusu.com” (xsunucusu’nda ismim) denmesinden ileri gelmiştir.
Yaygın olan bir söylentiye göre, deniz ticaretinin yoğun olduğu yüzyıllarda büyük portekiz ticari filolarında kullanılan bu işaret, daha sonra bilgi transferinin bir simgesi olarak internete özgü hale gelmiştir.
Amerika’da yapılan bir ankette e-posta adreslerinde isimle sunucu adı hangi işaretle ayrılsın diye sorulduğunda $ yerine @ seçilmiştir.

Çin malı yeni Cep telefonu Nokla E97-1

Başta Nokia, Sony Ericsson, HTC ve Samsung olmak üzere pek çok firmanın ürün portföyünü kendilerince yeniden yorumlayarak kopyalayan ve bu konudaki ısrarcı tavrı sürdüren Çinli üreticilerden Nokla’nın enteresan bir modeli internette dikkatlerden kaçmadı.

80$’lık fiyat etiketine sahip QWERTY klavyeli Nokla E97-1, tasarım itibariyle Amerika pazarına yönelik cep telefonu çözümleri andırmakta. Yaklaşık 126 gram ağırlığındaki E97-1, 900 / 1800 MHz’lik GSM frekanslarıyla uyumlu çalışabiliyor ve telefonda 2.4 inç boyutunda – 240×320 piksel çözünürlüğünde dokunmatik ekran, 8 megapiksel çözünürlüğünde dijital kamera, led flaş, çift sim kart girişi, 87.7 MB dahili bellek, microSD kart girişi gibi özellikler yer alıyor. Telefon, pembe ve beyaz olmak üzere iki farklı renk seçeneğiyle satılıyor.

Apple’ın 4. Çeyrek Finansal Raporu Açıklanıyor

Apple, 22 Ekim tarihinde düzenleyeceği konferansta, şirketin 4. çeyrekteki mali raporunu açıklayacak ve konferans eş zamanlı olarak internet üzerinden yayınlanacak. QuickTime üzerinden dinlenebilecek olan Audio Webcast’ına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. 30 Eylül 2007’de sona eren 4. çeyrek rakamları, Apple’ın iPhone satışlarının analizi açısından ayrı bir önem taşıyor.

Analistlere göre Apple’ın 6 milyar dolarlık gelir açıklaması bekleniyor. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde bu oran, 4.84 milyar dolar civarındaydı.

Bilgisayar endüstrisinin ortalama %13 civarında yükseldiği bu dönemde eğer analistlerin tahminleri doğru çıkarsa, Apple’ın %34’lük bir yükseliş göstermesi bekleniyor. Bilindiği üzere Apple, geçtiğimiz hafta, hisse başına 160$’ın üzerinde bir kapanış gerçekleştirerek, tarihinin en yüksek piyasa değerine ulaşmıştı.

MacNN sitesinde yer alan bir başka habere göre Apple, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki her bir iPhone kullanıcısından ayda 14 $ kazanırken, İngiltere’deki iPhone kullanıcısından ayda 30 $ kazanmayı planlıyor (bu rakamlar, Apple’ın servis sağlayıcıları ile yaptığı anlaşmalara bağlı olarak, iPhone satın alan her bir kullanıcının, Amerika Birleşik Devletleri’nde AT&T ve İngiltere’de O2 ile yapacağı 2 yıllık sözleşme sonucunda, şirketler tarafından Apple’a aylık olarak ödenecek tutarı göstermektedir).

Al Gore’a Özel Ana Sayfa

Apple’ın yönetim kadrosunda bulunan ve aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri Başkan Adayı Al Gore’un, Nobel Ödülünü kazanmasının ardından Apple, ana sayfasını Al Gore’a özel olarak değiştirdi ve bugüne kadar yaptığı çalışmaları desteklediğini duyurdu. Sitede aşağıdaki mesaj yer alıyor:

Al, hayatını ve yüreğini ortaya koyarak, bizleri küresel ısınmanın zararlarına karşı uyarmayı ve eğitmeyi görev bildi. Onu büyük bir onurla destekliyoruz.